6 Eylül 2009 Pazar

Brezilya 3 - 1 Arjantin




Dün gece oynanan maçta Brezilya,Arjantin' i 3-1 gibi net bir skorla devirerek Dünya Kupası Finalleri'ne gitmeye hak kazandı. Arjantin'in durumu ise diğer maçlara bağlı.

Ülkemizde top koşturan iki sambacı Elano ve Dos Santos maça ilk 11'de başladılar. Elano iki golün hazırlığını yaptı,özellikle duran toplardaki maharetini bir kez daha gösterdi. Dos Santos ise pek parlak bir görüntü çizmedi. Zaten kendi kanadında da onu pek zorlayan bir futbolcu olmadığından çok iş yapmadı.

Umarız Arjantin yanlış teknik direktör seçiminin kurbanı olmaz ve kendileri Dünya Kupası'ında seyrederiz.

İnsan Utançla Yaşıttır. 6-7 Eylül Olayları

Yakın tarihimizde önemli olaylardan biri 6-7 Eylül.

6 Eylül 1955 gecesi başlayan Türk demokrasi tarihine adını kara harflerle yazdıran bu olayda bir devletin kendi toprakları üzerinde yaşayan insanları nasıl din,dil,ırk,mezhep ayrımı gözetip birbirlerine kırdırdıkları ayan beyan ortaya çıkmıştır.


Halkı galeyana getirmek için Atatürk'ün Selanik'teki evine bomba koyduğu haberi çıkartılır. Bu haber üzerine deliren faşist milliyetçilerin ilk önce Rumlara daha sonra Ermeni,Yahudi gibi tüm gayrimüslimlere saldırması her nedense emniyet güçleri ve asker tarafından durdurulamaz ( bkz. 1993 sivas madımak ) ve durum artık yağmaya dönüşür. O gece tüm Beyoğlu hatta İstanbul'un ırzına geçilir. Yağmalanan dükkanlar,taşlanan evler,evlerinden zorla çıkartılan insanlar...

Geçmiş dönemden tanıdık olduğumuz bu örgütlü galeyanın bilançosu şöyledir :

3 ölu, 30 yarali, 73 kilise, 8 ayazma, 2 manastır, 1 fabrika, 3.584'ü rumlara ait olmak uzere, 5.538 ev ve dukkanin tahrip edilmesi.

Olayların sonrasında yaşananlar ise tam anlamıyla fiyaskodur,rezilliktir. O zaman iktidarda olan Adnan Menderes'in Demokrat Partisi 12 Eylül günü Meclis'e taşınan olaylarda komünistleri suçladı. Aralarında Aziz Nesin, Nihat Sargın, Kemal Tahir, Asım Bezirci, Hasan İzzettin Dinamo ve Hulusi Dosdoğru'nun bulunduğu yaşayan fişlenmiş komünistler ile ölmüş dört komünist hakkında dava açıldı. Ancak 1988-1990 yılları arasında MGK genel sekreterliği yapan Sabri Yirmibeşoğlu, 2001 yılında Aksiyon dergisi'ne verdiği röportajda 6-7 Eylül olayları hakkında şu demeci vermiştir."6-7 Eylül de bir Özel Harp işidir. Muhteşem bir örgütlenmeydi. Amacına da ulaştı."



Bu topraklar üzerinde yaşama hakkınız olması için insan olmanızın yetmediğini gözler önüne sere, Türk ve Müslüman olmayan kişilerin devletin resmi kurumlarıyla,emniyetiyle,askeriyle,MİTiyle,basınıyla hep beraber Türkiye toprakları üzerinde nasıl bir muameleye maruz kaldığını gösteren kara günlerin yıldönümü bugün.





Kahvemi aldım bilgisayarımı açtım bugün bloga ne yazsam diye düşünürken öncelikle bir şarkı açıyımda kendime geliyim aklıma gelir muhakkak birşeyler dedim. Neyseki dinlediğim şarkı beni kendime getirtdi; Jale- üzgünüm. Hatırlayanlar muhakkak vardır bu şarkıyı, özellikle 90'lı yılların ortalarını net bir şekilde yaşayanlar bilir.

Şimdi nerededir Jale ne yapar bilemiyoruz bilenler varsa lutfen yazsın bizlerde aydınlanalım. Fakat bildiğimiz bir şey var artık günümüzde albumler üzerinde bukadar çalışılmıyor, bu kadar emek verilmiyor. Bir günde, iki günde yeni yeni starlar(!) türüyor yada türetiliyor. iki üç günde herşeyin tüketildiği türkiyemizde maalesef Jale de tüketilmiş ve kaybolmuştur, sadece duyduğumuzda Jale'yi yüzümüze hafif bir gülümseme geliyor ve acaba şimdi nerededir diyoruz ve 4 dakika 46 saniye sonra normal hayatımıza devam ediyoruz.

http://fizy.com/s/102vvw Buradan Jalenin üzgünüm şarkısını dinleyebilirsiniz.

4 Eylül 2009 Cuma

Bir Anda #1


Nerede klozete oturmadan önce, klozet kapağının üzerini tuvalet kağıdı ile kaplayan bir insan var, orada Dünyanın en temiz en cici insanı var. 


Buda öyle bir anda geldi aklıma yazıyım dedim. Nerede mi geldi aklıma ? Söylememe gerek yok anladınız siz zaten .

3 Eylül 2009 Perşembe

Fransa'da "Türk Mevsimi"


Türkiye ve Fransa’nın Dışişleri ve Kültür Bakanlıkları'nın himayesinde İKSV ve Cultures France’ın işbirliğiyle gerçekleştirilen "Fransa’da Türkiye Mevsimi" kapsamında, dünyanın en önemli fotoğraf kurumlarından biri olan Maison Européenne de la Photographie, fotoğraf sanatçısı Ara Güler onuruna kapsamlı bir retrospektif sergi düzenliyor. Serginin açılış töreninde ise sanatçıya Paris Belediye Başkanı Bertrand Delanoë tarafından "Vermeil Madalyası" sunulacak.

Ara Güler’in 9 Eylül Çarşamba günü açılacak "1950'li ve 1960'lı yıllarda İstanbul Fotoğrafları" (Photographies d'Istanbul des années 1950/1960) başlıklı retrospektif sergisi 11 Ekim tarihine kadar gezilebilecek. Serginin 8 Eylül Salı akşamı düzenlenecek Açılış Töreni’nde Ara Güler için özel olarak hazırlanan kataloğun tanıtımının ardından sanatçıya Paris Belediye Başkanı Bertrand Delanoë tarafından "Vermeil Madalyası" verilecek.

"Fransa'da Türkiye Mevsimi" Eylül ayı boyunca Fransa'nın çeşitli şehirlerinde yapılacak etkinliklerle devam edecek. 10-19 Eylül tarihlerinde İslam Kültürleri Enstitüsü’nde düzenlenecek özel Ramazan programında yer alacak çeşitli etkinliklerde 10 gün boyunca birçok Türk sanatçısı Parislilerle buluşacak. İslam Kültürleri Enstitüsü'nde 10 Eylül Perşembe günü başlayacak program, Baba Zula'nın konseri ve Semaver Kumpanya’nın gösterisiyle açılacak. Özel Ramazan programı, 19 Eylül’de Chatelet Tiyatrosu’nda, aralarında İlhan Erşahin, Arto Tunçboyacıyan ve Sezen Aksu’nun da yer aldığı birçok sanatçının sahneye çıkacağı özel bir konserle sona erecek.

Ekim ayında Paris’in ünlü Odéon Tiyatrosu'nda düzenlenecek edebiyat buluşmasının onur konuğu olan Orhan Pamuk’a da "Vermeil Madalyası" sunulacak. "Fransa’da Türk Mevsimi" Paris'in ünlü sergi mekânı Grand Palais'de "Fransa’da Türkiye Mevsimi" Sergiler Yönetmeni, Sabancı Müzesi Müdürü Dr. Nazan Ölçer koordinasyonunda düzenlenecek olan "Bizans'tan İstanbul'a: İki Kıtanın Limanı" başlıklı bir sergiyle devam edecek. 8 Ekim'de her iki ülkenin cumhurbaşkanlarının katılımıyla açılacak sergi, İstanbul’un tarih öncesi çağlardan günümüze uzanan tarih ve kültürünü ele alacak.


Fransa’da Türkiye Mevsimi çağdaş ve klasik müzik, sahne sanatları, edebiyat, güncel sanat, sinema, tiyatro, dans, gastronomi, spor eğitim, tasarım ve moda gibi farklı disiplinlerdeki etkinliklerle 31 Mart 2010'a dek sürecek.


                                                                                                                              cumhuriyet.com

2 Eylül 2009 Çarşamba

Düşmanlık!

Siyasette milliyetçilikden kötüsü ne olabilir diye düşünüyorum. Bu kadar fanatikçe kendisinden olmayan milletlere duşmanlık olamaz. Faşizmin alkışlandığı ülkelerden bir taneside herhalde bizim ülkemizdir. Bir ülke düşünün ki faşizmi kendine felsefe edinmiş bir siyasi parti yuzde 20'ye yakın oy alsın. Bütün dünyanın lanetlediği faşizme kucak açmışız resmen. Birde bu partiyi destekleyenler biz Osmanlı torunlarıyız derler Osmanlıyla övünürler fakat Osmanlıdaki develet adamlarının ya da Osmanlıdaki yönetim anlayışının yanından geçemezler. Çünkü torunlarıyız dedikleri Osmanlı 600'ü aşkın sene onların şu anda düşman belledikleri Ermenilerle, Rumlarla, Yahudilerle, Kürtlerle bir arada yaşamış ve Osmanlı Devleti olmuştur. Bundan bahsetmezler bile. İşlerine gelmez, düşman bellemişlerdir bir kere.



Gel gelelim şu açılım furyasının dolandığı şu dönemde herşey olumlu gidiyorken bir faşizm furyası daha hortladı, yazık. Türkler; Ermenilere, Kürtlere düşmanlaştı iyicene. Ermeni muhalifler de Türklere ve Ermeni iktidar partisine. İşin ilginç tarafı Ermeni ve Türk cephesinde. Ermeni muhalif partisi ikdidar partisini suçlayarak " Bunlar bize soykırımı unutturmaya çalışıyor" derken. Türk tarafında ise mahalifler "Sözde soykrımı kabul ettiricekler bize, sonra da tazminat istiyecekler, toprak istiyecekler" diye iktidardaki partilere yükleniyorlar. Çok komik deyilmi. Bir çıkmaz var ama hani çözülemicek gibide deyil. Çok basit bir çıkmaz aşırı milliyetcilik ve fanatikçe bir düşmanlık. Bu kadar basit.



Duşmanlığın ırkçılığın alemi yok. Ermeni milliyetçiliği, Türk milliyetciliğini hortlatır. Türk milliyetçiliğide Ermeni milliyetçiliğini hortlatır. Çok basit bir denklem. En güzeli bizler bir arada yaşamı savunalım. Kardeşce yaşayalım. Bizler birbirimizi yerken başkaları bizleri izleyip keyif yapıyor. Asıl duşmanlar onlar uyanamadı bir millet!

1 Eylül 2009 Salı

սարի կեալին ya da Sarı Gelin Ne Farkeder...


Ambela para para
neynim aman, neynim aman, sarı gyalin
yes im siradzin çara
akh, merit merni, sarı gyalin
sarı gyalin, sarı gyalin
dardod yarim

Gaynel es gat gı nımanis
neynim aman, neynim aman, sarı gyalin
patsvel es vart gı nımanis
akh, merit merni, sari gyalin
sarı gyali, sarı gyalin
dardod yarim.

Ve Türkçesi...

erzurum çarşı pazar leylim aman
içinde bir kız gezer oy nenen ölsün
sarı gelin aman
elinde divit kalem leylim aman
dertlere derman yazar oy nenen
ölsün sarı gelin

erzurumda bir kuş var leylim aman
kanadında gümüş var oy nenen ölsün sarı gelin
yarim gitti gelmedi leylim aman
elbet bunda bir iş var oy nenen ölsün sarı gelin.


Fazla söze gerek yok...