11 Nisan 2009 Cumartesi

27. Hafta Kocaelispor 1- 3 Beşiktaş JK


Maça değişik bir kadro ve tek forvet sistemi ile çıktı Denizli. Maçın başında zaten Kocaelispor takımı daha golü bulmadan galip duruma gelmişti anlıyacağınız. Agbetu 'nun 2. dakikada attığı gol ile Kocaelispor takımı öne geçti ve düşmemek için oynayan her takım gibi geriye gelen topu ileri vurma stratejisi ile kontralar yakalamya çalıştı. Bu strateji ile Beşiktaşın ilk yarıdaki baskısını kırdı ve tabiki burada Erkan Zengin ve Cisse gibi topu öldüren Beşiktaşlı futbolcularında faydası vardı ilk yarıyı 1-0 önde kapatmayı başardı. Kocaelispor gibi 11 kişi ile kapanacağı belli bir takıma karşı nedendir Erkan Zengin gibi kanattan 45 dakika boyunca adam akıllı bir orta yapamayan, Cisse gibi ön libero olarak yağtığı tek şeyin sağdan aldığı topu sola atmak, soldan aldığı topu da sağa atmak olan oyuncularla başlıyorsunki ? Sen koy Holosko' yu kanata koy Delgado' yu ilk yarıda bitir işi. Rakibin zaten belli kapasitesi var üzerine oynandığı zaman eli ayağına dolaşıyor Kocaelispor' lu futbolcuların. Bunu zaten herhangi bir pozisyon bulamasa bile Beşiktaş takımı ilk yarıda zaman zaman gördük.

İkinci yarıda tahmin ettiğim oyuncular çıktı ve Holosko ile Uğur İnceman, Erkan ve Cisse' nin yerine oyuna girdi. Bu dakikandan sonra Beşiktaş takımı sağlı sollu rahat gelmeye başladı. Bobo ve Sivok' un kafa vuruşlarını kaleci Serdar güzel bir şekilde çıkardı. Bu pozisyonlar artık beraberlik golünün habercisiydi. 75. dakikada kazanılan penaltı sonucunda Zapatocny takımına beraberliği getirdi ve artık Delgado' nun da oyuna girmesi ile ikinci yarıda bambaşka bir Beşiktaş takımı ortaya cıktı. Aradan 10 dakika geçmediki Bobo 'nun golu geldi ve 85 dakika öne geçmek için oynayan Beşiktaş takımı sonunda skoru 1-2' ye getirdi. Bu golden sonra Kocaelispor' un dirençi tamamen kırıldı ve maç bitsede gitsek moduna döndü futbolcular adeta. Kocaelispor' lular o moddayken 89. dakikada Yusuf Şimşek son sözü söyledi ve skoru 1-3' e getirdi. Taraftar olarak korktuğum bir maçtan 2. yarıdaki güzel oyun ve 3 gol ile galip gelmeyi başardık. bu takım artık inandı ve bu şampiypnluğu istiyor diyebiliriz.

30 Mart 2009 Pazartesi

Cumhuriyetin Kalesi ! %49


Fazla söze gerek yok. 

23 Mart 2009 Pazartesi

Yeni Türkü Konseri ve Derya Köroğlu 'nun penası


Türkiye de maalesef artık kaliteli pop yapan az sayıda grup var. Bunlardan bir taneside hiç kuşkusuz Yeni Türkü. Nedense bizim millete pop muzik dediklerinde; Demet Akalın, Serdar Ortaç yada yeni çıkan ve kaliteyi iyice düşürmüş olan sözde sanatçı kimlikli insanlar cıkıyor. Elektronik alt yapıları olan ve adam gibi (blok flut de dahail) bir ensturman dahi çalmayı bilmeyen insanları bile pop muzik kavramının içine alıyor herkes. Benim donemimde yetişen özenti rocker gençlik ise; "Ben Sezen Aksu dinlerim", "Ben Yeni Türkü dinlerim"  dediğimizde ise eyyughhh iğrenç pop mu dinliyorsun diyorlar bunu soyleyen arkadaşlarda sozde kendilerini muzisyen(!) olarak tanımlayan arkadaşlar. Bu yorumu yapıyorsan sen kardeşim kusura bakma ama muzikden anladığın tek şey Tv 'de dönen kliplerde baldırı çıplak kadınlar! 

Neyse gelelim dünkü konsere. Gerçektende canlı canlı onları izlemek bir başka, hele ki cocukluğunuzda dinlediğiniz o güzel hareketli, zaman zaman duygusal içinde çok derin anlamlar gizleyen şarkıları, onlara bakarak dinlemek zaten bambaşka. Gerçekten yaşı ne olursa olsun insanları çoştura bilen, halan şarkılarını söyletebilen Derya Köroğlu ise bambaşka. Serdar Barçın 'a da deyinmek isterim tabiki hayatında hiç yan flüt yada saksofon görmemiş insanları bile kendisine hayran bırakan bir muzisyen. Kendisi ile tanışma fırsatımızda oldu bu konser sayesinde sağ olsun muzik eğitim fakultesi sınavları öncesi tavsiyelerinide aldık heralde bu gazla kesin kazanırız ne biliyim ole düşündüm birden bire. Konser sonunda Derya Köroğlu ile de tanışma fırsatım oldu ve kendisinden konserde kullandığı penasını istedim sağolsun kırmadı hemencecik çıkarıp verdi penayı ama öncesinde al sana elimi veriyim elimlede çaldım gibi iğrenç bir espiri yaptı ama ben hiç duymadım bile onu çunkü ben sadece penayı istiyordum, pena... pena... pena. Neyseki aldım penayı ve ölene kadarda  saklamayı düşünüyorum ama olurda bir gün benim konserimi de Derya Köroğlu izlerse o istemeden usta al bak bu pena senin bana verdiğin pena al şimdide sana geri vermek istiyorum o gün bana verdiğin gazla buralara kadar geldim çok teşekkür ederim size demeyi gerçekten çok isterim, tabi beni hatırlarsa ve tanırsa. unutucağını sanmam ama neyse.

Sonuç olarak; Yeni Türkü bana eşşiz bir Pazar günü yaşattı umarım daha uzun uzun yıllar kendilerini dinleme ve izleme şansım olur.

21 Mart 2009 Cumartesi

Super Lİg: Sivasspor - Beşiktaş


Ligin kaderini belirliyecek maçlardan birisine çıktı bugun iki takımda fakat ikisi içinde değişen fazla birşey olmadı fakat şampiyonluğu bu iki takımdan birisi alması gerektiğini bugun gördük en azından. Eğer ki Sivas klasik Anadolu takımları gibi kilit haftalar da ligden kopmazsa. Neden sadece bu iki takım diyorum ? Çünkü bu iki takımı da izlerken zevk alıyoruz, iki takım da deli gibi mucadele ediyor heleki ligde zirveye oynayan diğer takımların mucadelesine bakarsak.

Maça gelecek olursak, iki takımda belliki kazanamk istıyordu bugun. Sivas takımı maça hızlı başlayan taratı çok fazla geçmeden Beşiktaş takımıda oyuna ağırlığını koydu ve oyuna ortak oldu. Maçın ılk yarısında verilmeyen penaltı varki tartşılmaya değecek bir pozisyon olduğunu duşunuyorum çünkü maçın uzatma dakikalarınn da aynı pozisyona faul calan hakem de bu hakemdi eğer o faul ise o da penaltıdır yada hakem canı istediği pozisyona faul veriyor istemediğine, işine gelmeyen pozisyona ise devam diyor hakemlik böyle olmaz. Bu pozisyonun devamın da ise ofsayt nedeni ile oyun duruyor hani Bobo 'nun rövaşata çektiği pozisyon. Pozisyonu hatırlamanız açısından soyluyorum bunuda. Yoksa ofsayt ofsayt yani.  

Maçda gollerin 2 'side ikinci yarıda geldi. 50. dakika da Herve Tum 'un golu ile öne geçen Sivasspor 'un sevincı sadece 6 dakika sürdü ve Yusuf 'un muthiş servisi sonucun da Tello mukemmel bir vuruş ile takımına eşitliği getirdi. Tello güzel oyununu böylece bir de golle süslemiş oldu. Maçta başka gol olayınca iki takımda 1 'er puanı paylaşmış oldu ve ligin ilk 2 sırası bu hafta da değişmedi.

Maç dışında bir de İbrahim Toraman 'nın milli takım aday kadrosuna çağrılmayışının nedenini merak ediyorum ve tabiki Ekrem Dağ 'ında. Heleki Kazım Kazım gibi kendi takımın da dahi arada sırada forma giyen bir oyuncu alınmışken! Heleki Emre kadroya alınmışken, Sabri kadroya alınmışken! Fatih Terim acaba tarafınımı belli ediyor bu aday kadro ile ? Milli Takıma futbolcular performanslarına göre seçilmiyormu,artık formalarına göremi seciliyor. Anlam veremiyorum. Fatih Terim 'in biraz duygusal değil futbol adamı mantığı ile kadro yapmasını rıca ediyorum.

20 Mart 2009 Cuma

Bu Nedir Lütfen Bilen Açıklasın !


Yani bir futbol takımın logosu olarak bakıyorum ama hiç bir anlam çıkartamıyorum fakat bir şeyleri simgelediğine inanmak istiyorum eğer gerçekten simgelemiyorsa bilmekde istemiyorum ben bu inancımla gerçekten çok mutluyum.

Benim bir tezim var elbette bununla ilgili sacma bir tez ama bu logo kadar saçma olması imkansız bir tez. Acaba Hamburger SV takımını Almanya 'ya çalışmak için Gaziantep den giden bir baklavacı ustası kurmuş ve logoya da kendi yorumunu katmış olabilirmi ? Lütfen mantıklı açıklamanız varsa yorum kısmında hepimizle paylaşın.

Nerede Bu Takımlar ? #4 Dinamo Kiev


Uzun zamandır bu konu hakkında yazmıyordum bugun ki UEFA kupası sonuçlarının ardından aklıma geldi, hele ki benim favorim olan takımı eledikden sonra tekrardan mı acaba diye sordum kendime. Acaba tekrardan Avrupa da seslerini duyururlar mi ?

Aslında yıllar onları daha önceden yazdığımız takımlar kadar eritmedi, yok etmedi çünkü onlar Avrupa da başarılı olamasalarda SSCB 'nin dağılmasının ardından kendi liglerinin en iyi takımı olmayı sürdürdüler ve hala da her sene başında kuşkusuz zirve için mücadele etmektedirler.
1927 yılın da kurulan takım bu zamana kadar Ukrayna 'nın en iyi takımı olma özelliği taşımaktadır. SSCB dönemini de göze alırsak eğer bu dönemde en çok kupa kazanan takımdır aynı zamanda. 80 'li yıllar da ise; " Yüzyılın Takımı", "2000'lerin Takımı" olarak adlandırılmıştır. Bunu da sonuna kadar haketmişlerdir bence.
Efsane oldukları dönem olan 70 'li ve 80 'li yıllarda 2 Kupa Galipleri Kupası, 1 Süper Kupa kazanmışlardır. Bunların yanı sıra Sovyet şapmpiyonluklarını saymıyorum. UEFA Şampiyonlar Ligi 'nde 3 kez yarı final 6 kezde çeyrek final oynamışlıkları vardır bunların tumu 70 'li yılların ortasından 2000 'li yılların başına kadar olan donemde yakaladıkları başarılardır.

Fakat futbolda endustriyelleşmeyi tamamlayamamalarından dolayı olsa gerek diğer Avrupa kulupleri ile olan ekonomik yarışı kaybetti ve bunun arkasından 2000 'lerde Avrupa çapında sportif başarı da gelmedı ve takım çokküşe gectı ve tabi bu arada Shevchenko, Rebrov gibi önemli oyuncularını da elden çıkartmak zorunda kaldılar. Bu aralar yeniden bir çıkış içerisinde olabılirler ben bekliyorum en azından. Ama eskisi gibi olmaları biraz zor görünüyor.

13 Mart 2009 Cuma

2009 Yerel Seçimler; TKP'NİN SESİ 2



BUGÜNKÜ SİSTEMDE KİMSE AKP’LİLERİN ELİNE SU DÖKEMEZ!

1. AKP, “yerel yönetimlerin projelerini hükümet onaylıyor, gereken finansmanı hükümet sağlıyor” diyerek vatandaşı AKP’ye oy vermeye çağırırken ahlaksızca bir tutum sergilemekte ama bir gerçeğe işaret etmektedirler. Türkiye’de hukuk, adalet ve eşitlik tamamen ortadan kalkmıştır. Hukuk, adalet ve eşitlik temellerinde yeni bir düzen kurulmadan yerel yönetimlerin halktan yana politikalar geliştirmesinin önünde büyük engeller bulunmaktadır. 

2. Yerel yönetimler neredeyse tüm hizmetlerini ya özel ya da belediye bünyesinde kurulan şirketlere yaptırmaktadır. Yani, kamu yararına yürütülmesi gereken faaliyetlerden bazı kişi ve kurumlar büyük kârlar elde etmektedir. Belediyelerin hizmet ve altyapı çalışmaları için açtıkları ihalelere katılan firmaların temel kaygısı elde edecekleri kazançtır. Böyle olduğu sürece, hem kamu kaynakları bazı kişilerin zenginleşmesi için kullanılmakta, hem de yolsuzluk, rüşvet, usulsüzlük gibi olgular kaçınılmaz hale gelmektedir.

3. Merkezi iktidarların yerel yönetimlere “kendi kaynağınızı kendiniz yaratın” demesinin doğal sonucu, yerel yönetimlerin iç ve dış finans tekellerine borçlanmasıdır. Yüksek faizli kredilerle altyapı yatırımlarının finanse edilmesi, Türkiye’de bir kural haline gelmiştir. Bu yüksek faizler halkın cebinden çıkmaktadır.

4. Piyasa kurallarına göre yürütülen belediyecilik hizmetlerinde işçiler taşerona mahkum edilir, sendikasızlaştırılır, hiçbir güvenceye sahip olmadan düşük ücretle çalıştırılır.

5. Bugün yerel yönetimlere talip olan partilerden CHP ve MHP piyasa kurallarını benimseyen partilerdir. Bu nedenle onların AKP’nin belediyeciliğine neden karşı çıktıkları anlaşılabilmiş değildir. Eğer bugünkü sistem sürecekse, AKP’liler diğerlerinden daha becerikli olduklarını göstermişlerdir. Örneğin Melih Gökçek, Murat Karayalçın’dan daha yetenekli bir piyasacıdır. İhale ve kredilerle borçlanma mekanizmaları sürecek, yerel yönetimler bir rant kapısı olmaya devam edecekse, ki CHP bundan yanadır, Kemal Kılıçdaroğlu neden Kadir Topbaş’ın başkanlığına itiraz etmektedir? 

6. TKP, yerel yönetimleri “piyasa kuralları”ndan kurtarma iddiasındadır. Çünkü Türkiye’yi piyasacı düzenden yani işsizlik, yoksulluk, borç, bağımlılık ve eşitsizlik üreten bugünkü sistemden kurtarma iddiasındadır. Bu nedenle DURDURUN demekte, bu nedenle OY istemektedir. AKP tipi belediyeciliğin tek alternatifi budur. CHP’nin yaptığı göz boyamak ve halkımızı bir kez daha aldatmaktır.

7. Türkiye Komünist Partisi, 29 Mart seçimleri öncesinde adaletsiz bir düzene karşı gerçek bir seçenek sunan tek partidir.

Türkiye Komünist Partisi
Siyasi Büro